Ramazan Bayramında her müslümanın yaptığı gibi bizde büyüklerimizin ellerini öpmeye ve akraba ziyaretleri yapmaya köyümüze gittik. Anne tarafımdan dedem yaklaşık 2 yıldır kanserle mücadele ediyor. Bu Ramazan Bayramı belki de çocuklarıyla torunlarıyla en sevdikleri ile geçireceği son bayram...Onu görebilme sevincimizle beraber tarifsiz çaresizlik ve hüznümüzü iliklerimize kadar yaşıyoruz. Dedemle fotoğraf çekmeyi çok istedim ancak bunu yapamadım. Acı hatırlarımız kalmasın istedim. Hep en neşeli en canlı zamanlarımızı, fındık bahçelerinde yaramazlık yaptığımızda bizi koşturmalarını hatırlamak istedim. Canım dedem...................
Memleketimiz Kandıra ve de İzmitte yaşadığımız için en geç 1 saatte ulaşıyoruz köyümüze. Çok şükür bizler çok şanslı olarak gelmişiz dünyaya. İyi ki bu kadar yakınız memleketimize. Yoksa şehir hayatından çok bunaldığımız zamanlarda kendimizi nerelere atardık bilemiyorum. Eşimizi dostumuzu akrabalarımızı yılda yada yıllarda kaç kez görebilirdik ki...
Neyse aklıma çektiğim köy ganimetlerimiz geldi ve onları burada paylaşmak için girdim ve hemen çıkıyorum.
Bizim Kandıranın karpuzları İzmitte çok meşhurdur. En lezzetlileri en kırmızıları bizden çıkar. Ve bizim karpuzlarımız da şahaneydi. Allahım bir karpuz bu kadar mı lezzetli olur çok güzeldi :)
Koparınca ellerimizde misler gibi kokusu kalan en organiğinden missimsii domateslerimiz.
Köydeki bizim evimiz. Özlüyorum buraları bi kaç ay gelmeyince...
Yaş fındık sevmediğim için tadına bakmadım ama böylede güzel görünüyorlardı bizdeki tabiri ile çıngıl çıngıl olmuşlar :)
Bayram ve tatil bir arada olunca denize girmeden olmazdı. Biraz dalgalı olsada karınca gibi kalabalıktı deniz sahilimiz.
Ben Kaçtım byee ...





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder