Sıkıntıdan sıcaktan bunaldığım günlerden bir an önce sonbarın kollarına bırakmak istiyorum kendimi. Evimiz dört bir yandan güneş gördüğü için ve son katta oturduğum için gece gündüz saunadayız. 3 ay boyunca evimizde tüller uçuşmuyor :/
Tamam tamam şu sıcaklar bi bitsin tüm yapmak istediğim kararlarımı uygulayacağım inşallah. Lakin bizim evimiz ve şehrimiz yeni kararları biran önce uygulamaya müsait değil. (Bu benim bahanem de olabilir!!! ) Bırakın yeni kararlar almayı kendimden bile usanıyorum söz veriyorum havalar soğuyunca ders çalışacağım ( çalışacak bir dersim yada sınavım kalırsa tabi ! ) daha çok kitap, dergi okuyacağım, daha çok dost ve arkadaş, akraba muhabbetlerinde bulunacağım.
Ertelemeyeceğim hayatımı basit şeylere takılmayacağım. Her ne kadar çok rahat olduğum yada göründüğüm söylense de içime bir takım şeyleri bende atıyorum insanız sonuçta...
Herkes birilerine bu birisi arkadaşta olur yada herhangi biriyle konuşurken de hiiç farketmiyor aşkım bebeğim birtanem kuzucum meleğim tatlimm örnekler uzar gider içi boş yerlere göklere sığdırılmayan ifadelerle hitap ediyor. Benimse bu samimiyetsizliklere midem kalkıyorrr ıyyy. Oysaki bir konuş bir dokun onlara! herkes depresyonda herkes mutsuz ve gergin ama fotoğraflar da hiç de öyle değil pek bi memnunlar hayatlarından. Görünürde herkes böyle...
Hiç bir şey yapmak istemeyişim de bunların da etkisi çooookk bence.
Bi düzelsek artık normale dönsek diyorum... Bide sonbahar gelsin serin olsun havalar... yağmur da ıslanalım yürüyelim... Hatta kardan adam yapalım :)
29 Ağustos 2014 Cuma
27 Ağustos 2014 Çarşamba
BENİM ADIM SAM
Aylardan sonra evimizdeki internet arızasının giderildi ve her günümüz film oldu. Nasılda susamışız film izlemeye. Bu çok kötü bir alışkanlıkmış biri bizi kurtarsın bu illetten. Saatlerce harcanan boşa vakitlerime iş yerine geldiğimde acıyoruum. Neyse bırakayım kendime kızmayı da filme geçeyim. Eşim dün iş yerinde boş durmamış izlemekten sıkıldığımız komedi ve gerilim filmlerinden farklı filmler arayışına girmiş. Bulduğu iki filmden birini seçtim. Vee tabiki tercihlerim bizi hep mutlu eder :)
Filmin başrolünde çok beğenilen oyuncu ve yönetmen Sean Penn var. Eşim çok seviyor kendilerini...Zeka düzeyi düşük birini oynamak bence profesyonellik gerektirir ve Sean Penn hakkının fazlasını vermiş.
Zeka seviyesi 7 yaş olan bu adamdan çok şey öğreniyoruz. Sevmek için yüksek bir zekaya sahip olunmayacağının kanıtı bu film olsa gerek. Film ilerledikçe gözler sulanıyor hele o küçük kızın tatlılığı yanında göstermiş olduğu olgunluğu insanı mest ediyor.
Otistik bir babanın kızına sevgisini gösterme çabasıyla birlikte onunla beraber yaşayabilmek için devlet mahkemesi ile verdiği mücadeleyi, fedakar babanın kendisi gibi olan arkadaşlarından aldığı desteği, en önemlisi insani bağları anlatan en iyi filmlerden biri.
Film için eşime teşekkürler...Bence sende çok iyi bir baba olacaksın Sevgilim_Eşim...
15 Ağustos 2014 Cuma
ÇOK ŞÜKÜR BİN ŞÜKÜR
Bu nasıl aşk nasıl iş bu böyle gel otur yanıma anlat bakalım diyenler çok oldu. Nasıl karar verdin hiç haberimiz olmadı ne zaman evlendin diyenler...Senin ki deli cesareti, yapamazsın kendi memleketinden olmayanla evlenme onlarla hiç yaşayamazsın diyenlere... Öyle yaşamışım kiii heyyyy sizlere seslenmek istiyorum takvimler yaprak yaprak nasıl koptu da geçti biz anlamadık ve tam iki yıl olmuş Sevgilim Eşimle hayatımızı birleştireli çok şükür bin şükür diyelim bu yılın klasiliği şarkı sözleriyle....
Her şey bi anda başladığı için ve çok hızlı geliştiği için bu sözleri fazlasıyla duydum arkadaşlarımdan, ailemden ve çevremden. Haklılar tabi hiç tanımadığım bi adamla tanışmamızdan iki ay sonra evlilik kararı alıyoruz ve ailelerimiz tanışıyor. Kısa süre sonra söz ardından nişan ve bir yıl içinde düğünümüz oldu bizim. Sanki yıldırım nikahı olmuş demeyin bu benim için gerçekten çok kısa bir zaman dilimi...
Her zaman iyi ki hayatımda var dediğim adamla yaşıyorum iki yıldır. Rabbim öyle bir eş çıkarmış ki karşıma ruhumun aynası adeta. Gönül kendine benzeyen gönle akar demişler yaaa bizimde öyle oldu.
Bizleri çok mutlu eden yönlerimizi anlatmayacağım tabiki hem anlatılmaz yaşanır misali hemde ne zaman bir şeyler anlatsam nazar değer ve o günün akşamında mutlaka tartışırız.
En basitinden mesela ben taze soğan ve sarımsak yada pişmemiş soğan, kızarmamış biber seeeevmiiiiiyooooruuumm. Yiyemiyoruummm..Babam hep evlenince yandın sen mecbur yersin derdi. Sende çok iyi bilirsin ki mecburiyetleri hiçç sevmem babacım :) Bu çok basit bi örnek gibi görünse de benim için hayati önem taşıyor.
Kısacası:
GÖZ GÖRDÜ GÖNÜL SEVDİ.
Kimdin
Neydin Bilmem
Ve bir gün
Geldi aniden
Sevdim düşünmeden
Ama bir şeyden eminim halen
Ben aşkı yalnız sana yakıştığı için severim
Bana da yaşattığın için sevgilim
Çok teşekkür ederim...
Bizim sevgimizin özeti bu.
4 Ağustos 2014 Pazartesi
BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM
Ramazan Bayramında her müslümanın yaptığı gibi bizde büyüklerimizin ellerini öpmeye ve akraba ziyaretleri yapmaya köyümüze gittik. Anne tarafımdan dedem yaklaşık 2 yıldır kanserle mücadele ediyor. Bu Ramazan Bayramı belki de çocuklarıyla torunlarıyla en sevdikleri ile geçireceği son bayram...Onu görebilme sevincimizle beraber tarifsiz çaresizlik ve hüznümüzü iliklerimize kadar yaşıyoruz. Dedemle fotoğraf çekmeyi çok istedim ancak bunu yapamadım. Acı hatırlarımız kalmasın istedim. Hep en neşeli en canlı zamanlarımızı, fındık bahçelerinde yaramazlık yaptığımızda bizi koşturmalarını hatırlamak istedim. Canım dedem...................
Memleketimiz Kandıra ve de İzmitte yaşadığımız için en geç 1 saatte ulaşıyoruz köyümüze. Çok şükür bizler çok şanslı olarak gelmişiz dünyaya. İyi ki bu kadar yakınız memleketimize. Yoksa şehir hayatından çok bunaldığımız zamanlarda kendimizi nerelere atardık bilemiyorum. Eşimizi dostumuzu akrabalarımızı yılda yada yıllarda kaç kez görebilirdik ki...
Neyse aklıma çektiğim köy ganimetlerimiz geldi ve onları burada paylaşmak için girdim ve hemen çıkıyorum.
Bizim Kandıranın karpuzları İzmitte çok meşhurdur. En lezzetlileri en kırmızıları bizden çıkar. Ve bizim karpuzlarımız da şahaneydi. Allahım bir karpuz bu kadar mı lezzetli olur çok güzeldi :)
Koparınca ellerimizde misler gibi kokusu kalan en organiğinden missimsii domateslerimiz.
Köydeki bizim evimiz. Özlüyorum buraları bi kaç ay gelmeyince...
Yaş fındık sevmediğim için tadına bakmadım ama böylede güzel görünüyorlardı bizdeki tabiri ile çıngıl çıngıl olmuşlar :)
Bayram ve tatil bir arada olunca denize girmeden olmazdı. Biraz dalgalı olsada karınca gibi kalabalıktı deniz sahilimiz.
Ben Kaçtım byee ...
Memleketimiz Kandıra ve de İzmitte yaşadığımız için en geç 1 saatte ulaşıyoruz köyümüze. Çok şükür bizler çok şanslı olarak gelmişiz dünyaya. İyi ki bu kadar yakınız memleketimize. Yoksa şehir hayatından çok bunaldığımız zamanlarda kendimizi nerelere atardık bilemiyorum. Eşimizi dostumuzu akrabalarımızı yılda yada yıllarda kaç kez görebilirdik ki...
Neyse aklıma çektiğim köy ganimetlerimiz geldi ve onları burada paylaşmak için girdim ve hemen çıkıyorum.
Bizim Kandıranın karpuzları İzmitte çok meşhurdur. En lezzetlileri en kırmızıları bizden çıkar. Ve bizim karpuzlarımız da şahaneydi. Allahım bir karpuz bu kadar mı lezzetli olur çok güzeldi :)
Koparınca ellerimizde misler gibi kokusu kalan en organiğinden missimsii domateslerimiz.
Köydeki bizim evimiz. Özlüyorum buraları bi kaç ay gelmeyince...
Yaş fındık sevmediğim için tadına bakmadım ama böylede güzel görünüyorlardı bizdeki tabiri ile çıngıl çıngıl olmuşlar :)
Bayram ve tatil bir arada olunca denize girmeden olmazdı. Biraz dalgalı olsada karınca gibi kalabalıktı deniz sahilimiz.
Ben Kaçtım byee ...
1 Ağustos 2014 Cuma
ELLY HAKKINDA
Evimizde günlerdir internet yok hatta neredeyse bir ay oldu olacak. Hatta nedendir bilinmez parmağımın kesilmesi ve internetin gidişi aynı güne denk geldi. Meğer televizyonda ne güzel programlar, filmler yayınlanıyormuş da bizim haberimiz yokmuş! Filme denk geldim ve önümdeki kitabı okumayı bırakarak ilgimi çeken filme devam ettim.
İzlediğim ilk İran filmi. Hint ve Kore filmlerinde olduğu gibi İran filmlerinde de başlangıcı kesinlikle iyi yaptım. Ruhuma hitap eden bir sıcaklık, hüzün ve garip bir gizemin içinde buldum kendimi. Filmin en başında gençlik filmi havasında diye düşündüğüm bu filmin sonu beni öyle bir ters köşeye getirdi ki şaşırdım. Zor zamanlardaki insanların ruhsal durumları oldukça güzel işlenmiş.
Böyle filmler vizyona girdiğinde çok ses getirmez belki ama bence izleyenler tarafından önerilir. Yönetmen Asghar Ferhadi ve İran filmlerinin devamı evimizdeki internet sorunu giderildiğinde ( fi gelecekte) gelmeli.
Kısaca özetlersem filmde yalanın doğurduğu sonuçlar çok başarılı işlenmiş. Başroldeki anaokulu öğretmeni Ellyi (bence çok güzeldi ve konuşması mimikleri çok etkileyiciydi) ,öğrencisinin annesi Sepideh ,Almanya'da uzun yıllar yaşamış eşinden boşanmış ve İrana ziyarete gelen üniversiteden arkadaşı Ahmetle tanıştırmak için diğer eski arkadaşlarıyla beraber deniz kenarından bir evde tatil planlar. İranda da böyle şeyler oluyormuş dedim izlerken :) tatil başlar Elly kaybolur ve filmin devamı gelir.
Böyle filmler vizyona girdiğinde çok ses getirmez belki ama bence izleyenler tarafından önerilir. Yönetmen Asghar Ferhadi ve İran filmlerinin devamı evimizdeki internet sorunu giderildiğinde ( fi gelecekte) gelmeli.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)









