25 Kasım 2014 Salı

TANRI'NIN UNUTULAN ÇOCUKLARI


Her gün evden işe, işten eve gelip giderken otobüs yolculuklarımda kitap okumayı seviyorum.10 dakikalık yolu 45 dakikada giderek genellikle tüm kırmızı ışıklara takılarak 2 saattir yoldaymış hissine kapılmaktan genellikle kitap okuyarak kurtuluyorum. Bu kitabı da sadece yoldaki zamanlarımda okuyarak iki hafta gibi bir sürede şükür bitirdim. Şükür diyorum çünkü kitap sürükleyici olsa da gereğinden fazla uzatılmış.

Tanrının Unutulan Çocukları;  Jasper Jones' in sırrı ile başlıyor. Bu sırrı tanımadığı ama güvendiği aslında güvenmek istediği Charlie ile paylaşıyor. Bu sır gerçekten büyük bir sır olduğu için kitabın sonuna kadar Charlie'yi oldukça zorluyor velhasıl okuyucu da Chalie ile beraber ne yapacağını merak ediyor.

 Kitabın asıl adı Jasper Jones muş. Sadece Türkçe versiyonunda bu isim kullanılmış. Olumsuz olan ne kadar çok şey varsa kitaptaki çocukların hayatında toplanmış olduğundan olsa gerek böyle saçma bi isim kullanılmış diye düşünüyorum. Bazı yerlerinde fazlasıyla detaylara girilip gereksiz uzatılmış olsa da genel olarak sürükleyiciydi. 

Kitap hakkında çok bilgi vermek istemiyorum. Zaten kitapseverler bu kitabı Türkçe versiyonu çıkar çıkmaz okumuştur. Benim gibi otobüste okunmazsa daha hızlı bi zamanda bitirilebilir.  Jaspes Jones'in kitap sonunda bizdeki hayırlısı der gibi fazla rahat olması beni şaşırttı açıkçası demeden bitiremeyeceğim. 

19 Kasım 2014 Çarşamba

UYUMSUZ



 Dün akşam film izleyelim dediğimizde eşimin hazırda bulunan film listelerinden "Uyumsuz" olanını seçtik. Duyduğumuza göre bu yılın en yüksek hasılata sahip filmiymiş. Oyuncular da son zamanlarda izlediğimiz filmlerden tanıdık olunca bizde merak uyandırdı. Aynı yıldızın altında filminden artık iyi tanıdığımız sevgili genç oyuncularımız Shailene Woodley ve Ansel Elgort burada kardeşler.Yakın bir zamanda  Shailene Woodley iyi oyunculuğu ile Oscara da aday gösterilecektir buraya yazıyorum. Çok yetenekli hemde iri gözlü güzel. 



Bu yıl yeni çıkan kitaplara pek fazla ilgi duymuyorum o yüzden kitaptan uyarlama olduğunu filmi izledikten sonra öğrenmiş oldum. Film ilk izlediğiniz andan itibaren açlık oyunlarını çağrıştırmaya başlıyor. 

Esas kızımız Beatris'in yaşadığı toplumda insanlar kendi erdemlerine göre gruplara ayrılmış. Amaç kusursuz bir toplum oluşturmak. Bu nedenle 16 yaşına gelen her genç psikoteknik bir teste tabi tutuluyor ve kişiliklerinin hangi topluma yakın olduğu belirleniyor. Yinede seçim hakkı kişiye ait ama artık o gruptan çıkamıyor. Fedakar toplumda yaşayan  Beatris'in test sonucu diğerlerinden farklı olarak uyumsuzdur. Yani tüm toplumların özelliklerini taşıyor. Analizi yapan korkusuz durumu üstlere bildirmediği için Beatris korkusuzları seçerek ailesini şaşırtır. Esas kızımızın maceraları buradan itibaren soluksuz izlenir...


Büyük beklentilere girilmeden ve neden böyle diye sorulmadan izlendiğinde bilim kurgu ve aksiyon dalında gayet akıcı bi film.

Sevgilim Eşimle hangi grupta olurduk diye düşündüğümüzde eşim bilgeler bende korkusuzlar grubunda olurduk diye tahmin ettik :) diğer gruplar pekte ön planda değildi zaten. 

 Filmin devamı "Kuralsız" 2015 te vizyona girecekmiş. Devam filmlerinde genelde akıcılık bozuluyor. Lakin açlık oyunlarının ikincisini çok ta sevmemiştik. Yine de bu filmdeki hikaye ve oyuncuların performansı adına izlemeye kesinlikle değer. 

18 Kasım 2014 Salı

EYVAH YAŞ 26!



 Esselamu Aleyküm

Bazen insan daha önce nelerle meşgul olduğunu unutabiliyormuş. Ben burayı tamamen unutmuşum meğer. Eyvah eyvah yoksa yaşlanıyormuyum çünkü bu olsa olsa yaşlılığın belirtisi olurdu :) Geçen hafta perşembe günü yanii 13 kasım benim doğum günümdü. Yaşadığım zamanın hızını aklım almıyor. Herkes mi böyle ben mi sadece? Yaşım kaç? Tam 26. Evet ben artık 26 yaşındayım. Yaş büyüyor ama ruh onunla paralel büyümüyor bende.  Eskiden kocaman ablaların abilerin yaşıydı 26 benim gözümde. Şimdi tamda öyle miyim ben? Yani benden küçüklerin abisi ve ablasıyım artık. Şimdi biraz içime dönerek yazmak istiyorum...

 Geçmişte bıraktığım benlerimi hatırlıyorum. Fotoğraflarda kalmış ne kadar da  yaşanmışlıklarım var. Onlar tabiri caizse öldü artık arkamda kaldı. Dün olup elimden çıktı. Bugünleri gösteren Yaradanıma şükürler olsun ki bana kıymet verdi ve bu yaşıma kadar bana fırsat verip yaşattı. Güne uyandığımda bu günü; geçmişteki ve şu anda hala yapıyor olduğum hatalarımı düzeltmek ve tövbe etmek için mükemmel bir gün şeklinde algılayabilirsem ne mutlu bana. Yoksa o günlerim zaten olumsuz geçiyor. Günlerime eksi katarak geçiyor. Hayatımızın her anında bir şeyleri elimizden çıkarıyoruz. 
Farkında değiliz ama an be an can veriyoruz, hayatımızı kaybediyoruz, ömrümüzü eksiltiyoruz sürekli bir veriş içindeyiz. 
Ve ben ömrüme Rabbimin izniyle 25  yıl verdim. Dile kolay 25 yıl yani çeyrek asır...

 İş hayatına başlayalı 4.5 yıl, evlendiğim bile 2 yıl oldu. Bir evlilik nasıl bu kadar hızlı ilerler evlenene kadar elbette bilemezdim.  Bazı şeyler için uzun bazı şeyler için kısa...yani bir evlilik için çok kısa bi zaman belki ama cezaevinde yatan bi mahkum için yada askerliğini uzun dönem yapan askerlerimiz için çok yavaş bi zaman olsa gerek. 

"Ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır.
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana."
A.Behramoğlu

Benim her doğum günümde aldığım mükemmel hediyelerim var. Canımın içleri annemin, babamın, kardeşimin ve sevgili eşimin varlığı bana Rabbimin sunduğu en güzel hediyeler. Rabbim bizlere iki cihan saadeti göstersin inşallah. 

Şimdi yazacaklarım sevgilim eşime gelsin istiyorum:)

Seninle son derece özenle geçirilmesi gereken bir hayatımız var. Ve ne zaman biteceğini bilmediğimiz bir yaşamımız. Bitti mi bitiyor işte gidiyoruz bi anda bu ahir dünyadan..Ömrümüzü nelerle geçireceğimiz neler katacağımız bize bağlı. Hayatı her zaman umursayarak yaşayalım olur mu? Çevremizdeki herkes gibi her şeyi özellikle de başkalarının hayatlarını yargılayan insanlar olmayalım. İstediğimizi yapalım o ne dedi bu ne der diye kendi hayatımıza müdahaleler etmeyelim. Biz mutlu olduğumuz şekilde içimizden geldiği gibi yaşıyoruz ve böyle devam edelim her zaman. Kurtulalım hayatımızı zorlaştıran adet, tabu her neyse işte onlardan :)

Evliliğimizin  güzel günleri olduğu gibi zor günleri de olacaktır elbette... İşte bu günler bizim asıl imtihanımız olacaktır. Sen benim hayat arkadaşımsın, hayat ortağım, yaşamı beraber geçirmeyi seçtiğim can yoldaşımsın. 
Teşekkür ederim doğum günü sürprizin ve hediyelerin için. Onlar olmasa da olur çünkü biz birbirimize Rabbimiz tarafından verilen en güzel en değerli hediye değil miyiz ? 

Buralara uğramadığını biliyorum belki de bloğumun varlığından bile haberin yok. 
Olsuunn. Su uçar yazı kalır demişler.